bilin, bilişin…
Mesele Hayati mi?
Hangi mesele olursa olsun, tartışılırken dünyanın en önemli meselesi gibi tartışılır. Yerel televizyonlardan ulusal kanallara ve hatta uluslararası kanallara kadar açık oturum olan herhangi bir kanalı açın. Bu bir spor kanalı da olabilir tabii ki…
Tartışılan konu ne kadar hararetli ve ne kadar hayati(!) değil mi?
Mesela bir “Laiklik” tartışması… Ya da “türban”…
Bunlardan hangisi olursa olsun, tartışılırken sanki ülkemizin en önemli sorunu o gibi tartışıyoruz.
Sonra bir ara bir sakinleşme olursa farkına varıyoruz ki aslında konunun yanlış yerinden tutmuşuz…
Ya da eğitim sistemini ele alalım.
Bunu tartışırken de, üniversiteleri tartışsak lisenin de önemli olduğunu fark ediyoruz…
Peki en hayati konu nedir?
Tartışılırken, soruna çözüm bulunursa dünyalar bizim olmuş gibi sevineceğimiz bir konu yok mudur?
Her sorun bir halka ve sorunlar bir zincir midir?
Bence en hayati mesele Adalet ve düzenlenmesi en elzem sistem de Adalet Sistemidir.
Çünkü herşeyin sonu buraya dayanmaktadır.
Adalet sisteminin aksamadan işlediği ve bağımsız olduğunu düşünürseniz her sorun çözülecektir. Yolsuzluklar, Laiklik tartışması, türban tartışması, Ergenekon, Deniz Feneri, kapatma davaları, YÖK, eğitim ve sağlık sistemi…
Bu ve bunlar gibi sorunlar/çarpıklıklar sağlam bir adalet sistemi olmaksızın asla ve asla giderilemeyecektir.
Kaldı ki MAURICE DUEVERGER de dediği gibi; “Hukukun kuvvetinin azaldığı yerde, kuvvetlinin hukuku geçerli olmaya başlar.”
Bu sebeple içim gerçekten rahat, çünkü uğruna gözümü kırpmadan ölebileceğim bir uğraşım(ız) var…
Çünkü meşguliyetim en hayati mesele üzerine…